IoT 101 – Nedir bu IoT?

Kitaptaki tanımı ile “fiziksel nesnelerin birbirleriyle veya daha büyük sistemlerle bağlantılı olduğu iletişim ağı”. Nesnelerin interneti, aslında insan etkileşimine ihtiyaç duymadan kendi arasında veri aktarımı yapabilen, birbirine bağlı cihazlar, araçlar ve hatta binalardan oluşan devasa bir sistem…

IoT 101 – Nedir bu IoT?
Buzdolabınızın aynı zamanda diyetisyeniniz olmasını ister miydiniz? Ya da evinizin aynı zamanda yaşam koçunuz olmasını? Ya da ayakkabılarınız aynı zamanda navigatör olmasını? Bütün bunların gerçekleşmesini sağlayacak bir şey var. O şeyin adı “Internet of Things”.

Adı biraz ilginç: Internet of Things (IoT).

Doğrudan çevirisi “Şeylerin İnterneti”. Şey, ney? Bu hali pek uygun bulunmamış olacak ki sözlüğe Türkiye Bilişim Derneği onursal başkanı Prof. Dr. Aydın Köksal’ın da onayı ile “Nesnelerin İnterneti” olarak geçmiş.

Neyin nesidir bu IoT?

Kitaptaki tanımı ile “fiziksel nesnelerin birbirleriyle veya daha büyük sistemlerle bağlantılı olduğu iletişim ağı”. Neredeyse tüm dünya toplumlarındaki IoT’ye dair genel algı şundan ibarettir: Akıllı termostat, akıllı fırın, telefondan kettle’ı açmak vb. Hiçbiri yanlış değil, ancak eksik. Nesnelerin interneti, aslında insan etkileşimine ihtiyaç duymadan kendi arasında veri aktarımı yapabilen, birbirine bağlı cihazlar, araçlar ve hatta binalardan oluşan devasa bir sistem.

Bir cihazın “IoT device” sayılabilmesi için sahip olması gereken üç özellik var.

Bunlar “unique id”, “connectivity” ve “sensor”. Yani cihazın eşsiz bir ismi veya adresi olacak, internete bağlanıp veri aktarımı yapabilecek ve çevresinden veri toplaması için bir çeşit sensörü olacak. Bu şartlar sağlandığı takdirde nesnemiz akıllı sıfatını hak edecek duruma geliyor.

2020’de ulaşılması beklenen rakamlar da şu şekilde:

O kadar cihaza IP yeter mi sorusunun cevabı is IPv6. IPv4’ün yetersiz kalmasıyla IETF tarafından geliştirilen bu adresleme mekanizması sayesinde 2^128 adet cihaza yetecek kadar adrese sahip olabiliyoruz. Bu sayı Dünya’nın yüzeyindeki atom sayısından daha fazla.

Tarihteki ilk IoT cihazı bir kola otomatıydı!

1982 yılında Carnegie Mellon Üniversitesi’nin Bigisayar Bölümleri Fakültesi’ne koyulan bir kola otomatı dünyanın internete bağlı olarak çalışan ilk cihazı oldu. Envanterindeki içecek miktarını raporlayan otomat, bununla birlikte yüklenen içeceklerin yeterince soğuk olup olmadığını da söylüyordu.

IoT sistemleri bizim derdimizi nasıl anlayacak, nasıl çözecek?

En basitinden uzun ve yorucu bir gün geçirdiğinizi düşünelim. Geç saatte eve döndünüz. Kolunuzdaki bileklik nabzınızın normalin üzerinde attığını ölçecek ve siz eve doğru yaklaşırken eşyalarınızı daha önceden kurgulanmış bir çeşit “sakinleştirme modu”na geçmeleri için komut gönderecek. Bu komut ile müzik setiniz normalde dinlediğiniz hard rock müzik yerine daha yavaş bir klasik müzik parçası açacak, ışıklar kısılacak, kahve makineniz kahveyi hazırlayacak ve SmartTV’niz daha önceden izlediklerinizden çıkarılan bir algoritma ile tam size bir komedi filmi seçip başlatmaya hazır halde bekleyecek. Harika, değil mi?

 

Yalnızca evlerde değil; tarımda, endüstride, turizmde her yerde IoT!

Veri toplaması ve alışverişi sayesinde kurulan sistemler şehir planlamasından sanayiye kadar bütün sektörlerde maksimum verim elde etmek için kullanılmaya başlandı bile. Örneğin tarımda; cihazımız toprağın sıcaklığını, nem oranını, güneş ışığını, rüzgar hızını ölçerek hangi tohumun ne zaman ekilmesi gerektiğini çiftçiye bildirecek. Şehir içinde sokaklardaki çöp tenekelerindeki koku sensörleri çöpün doluluk oranını ve ne derecede koku yayıldığını merkeze rapor edecek ve acilen toplanması gereken çöpler öncelikli olarak toplanabilecek.

IoT kullanımında lider 10 ülkeye ve 100 kişi başına düşen IoT cihazı sayısı

Bütün bunların karşısında kafa kurcalayıcı soru işaretleri yok değil elbette.

İlki güvenlik endişesi. “Ya biri evimi arabamı hack’lerse?” sorusu. Daha sonra özel hayatın görüntülenmesi ve her an takip edilmesi geliyor. Biraz da Hollywood etkisiyle siber suçluların, hükümetin veya büyük şirketlerin insanları izlemesinden korkuluyor. Ancak bunlar çözümü olmayan şeyler değil tabi ki. Bilgisayarınızı ve telefonunuzu nasıl koruyan anti-virüs programı varsa IoT cihazlarınızı koruyacak programlar da aynı paralellikte gelişmekte. Ayrıca üreticiler artık cihazları direkt olarak internete bağlamaktansa bir IoT Gateway üzerinden yönlendiriyor, böylece daha yüksek işlem gücüne sahip bir ara cihaz ile ekstra bir güvenlik katmanı oluşturabiliyorlar.

 

Yazar: Halit Erdoğan

Comments are closed.